erkekler yapmayın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkekler yapmayın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2009

Ayhan-O da Halktan bir İnsan-

Yazmadan edemeyeceğim, gene mevzu erkek tiplemeleri.. Bu sefer kısa olması üzerine uğraşacağım.. Hadi bakalım hayırlara vesile...

Olum kız ters yöne yürüyor ama bi dursak önünde belki arabadan etkilenir erkek tipi:
Naçizane erkek modelimizin altında kocaman bir araç vardır. Ben diyim Murat 131 sen anla Range Rover. Artık o noktada büyük kavramının ne olduğu mevzuya dahil olur, ben oralara karışamam. Ama tamam tip koca jipe binmiş, beyaz, karşıdan da parlak parlak geliyor. Ben de onun geldiği yöne doğru yürüyorum.

Yer Bilkent. Bilenler bilir, müzik salonundan aşağı doğru yardırdın mı Nizamiye'ye kadar yolun var. Ha arada bi soluklanayım dersen de zaten solda kalacak olan Lojman 106'yı görürsün. İşte o da benim gittiğim yer.

Neyse bu arkadaş yavaşladı beni görünce. Üstümde bir elbise, rüzgar da çıkmış mı sana.. Üstten, sağdan, soldan tuta tuta yürüyorum. (Bak şimdi tutacan madem niye giydin dicen bende sana amaç kıç baş göstermek değil kardeşim, bacaklar gözüksün kafi diyeceğim.) Neyse yanıma gelince durdu, camı açtı: "Nizamiye'ye gidiyosanız bırakayım?" dedi. Ben bi afalladım, nasıl? dedim önce. Tekrarladı bu gubidik soruyu. Ben bi yola baktım bi tipe baktım.. Bu sırada da tip bi benim yüzüme baktı, bi belden yukarısına baktı, bi bacaklara baktı... Aklından da ya "sen bi şöyle 180 dönsen ya benim ajans var da ondan" diye geçirdi ve sırıttı. O sırıtışı görmeliydiniz ama. Hani bazı tipler olur aklından geçeni ağzı hafif yamultarak belli ederler ya, bir de kaş göz oynar. Hah işte aynı ondan. İçinden de diyor ki "ulen aldık şu jipi, daha bir karı atamadık arabaya, öyle kaldı. Nazan'dan ayrılmayacaktık, bi heta oldu".

Neyse ben tabi gayet ar ve namus insanı cevap verdim: "Siz benim gittiğim yönün tersine gidiyosunuz ki zaten?". Arabası 4 çeker kendi sıfır olan tip cevap verdi: "olsun ya fark etmez, ben dönerim. Ben de zaten Lojman 104'e gidicem. Orada da 1. katta kalıyorum". Ne demek len şimdi bu? Lojman 104 nerrree, 106 nerreee... İkisi zaten birbirinden alakasız. Ama birinci katta kalıyormuş çocuk ya hakkını da yemedim. O birinci katta bilimum bitki yetiştirip, çekip çekip beni buldu zaar. Şimdi arabaya güveniyosun, bi aklından geçiyor "len bıraksa ya nolcak sanki Bilkentteyim" diye. Bir de 5 dakika önce Julita'ya demişim "bu topuklular ayakta, rüzgar da var, Marilyn Monroe efekti yakalayacağım kesin yolda, karşıdan otostop çeksem mi?" O da demiş çek. Ben vazgeçip çekmemişim ama yürürken de bir yandan arkadan araba geliyorsa yakalayım diye düşünmüşüm falan. Sonrasında da tipin teki durmuş önümde. Neyse efendim meraklanmayasın binmedim arabasına.. Bir kaç laf ettim "zaten 5 dakka, lojman gözüküyo burdan... Yürüdüm yürüyeceğimi" falan diye. O da kem küm "ya binseydin, olsun ben döneydim" gibi laflar etti. Binsem kesin bin bir soru: "Burada mı okuyorsun, yaş kaç 18-19 mu? (Kaş göz oynaması mevcut), nerede oturuyorsun, kaçta işin biter evine de bırakayıma kadar devam eder mevzu. Aile kızı oldum, binmedim.

Amma... burdan kendisini ilan ediyorum: Bu erkek tipi, kendisinin tipine mipine bakmadan, tanıyıp tanımadığına bakmadan, karşıdan gelen kişi hırlı mı hırsız mı demeden, tamamen kendi hayvani güdüleri ile önümde durup kaş göz oynatabiliyor. Bu insanın bilmem kaç çeker bir arabasının olması önüne gelen her hatuna yazması anlamına geldiği ve muhtemelen de salak hatunlar bunun arabasının önünde durup "aaa Ayhan ne güzel araban varrr yaaa,,, yeni mi aldın bebişim" havaları çektiği için bu Ayhan'da garibim kendini bir halt zannediyo.
Kıssadan hisse arabanın olması beni ırgalamaz, ırgılayanla da zaten bence işin olmasın be Ayhancım.

P.S. Kendisi ile ismen tanışmadım. Ayhan ismi fiction bir isimdir. Ama yakıştı valla kendisine. Görseniz tam "Ayhan la bu (!)" derdiniz.
Fotoğraf: Google'da Ayhan diye arattığım ilk fotoyu koyacağım dedim ve koydum arkadaşlar. Bu kadar olur! Footğraftaki zat Erzurumlu 1962 doğumlu bir Aşıkmış: Aşık Ayhan diye geçiyor. Kendisi ile bir alıp veremediğim yoktur.

17 Haziran 2009

Her Yerden Binbir Naneli Yazı

Dün gece az uyku falan derken bugün öğlen iki de uyandım. Evet bence de yuhh bana. Tendinit olmuşum bir de, yeni bi hastalık ismi öğrenmiş oldum. Sol ayak tabanımın "ulen ağrıyorum ben, kale al bakayım beni, almazsan valla yürütmem ha seni" diye çığırması sonucunda Ortopedistim K.'ya gittim. O ilk başta sohbet için geldiğimi sanıp hoş beş etti bana ama ben hemen hasta yatağına uzanınca bir b.kluk olduğunu anladı. Neyse efendim bandaj taktı ayağa, ilaç verdi. İki gündür sarılı ayak ve öyle zıp zıp zıplayamıyoruz ama tökez tökez tökezliyoruz.

Neyse öğlen bir uyandım saat almış başını gitmiş. Bugün bir şey vardı yahu neydi derken bölümde Ken Booth'un konuşmasının olacağını hatırladım. Ken Booth duayen bir insandır. Uluslararası İlişkiler Teorisine yeni yönler veren Critical School'dan olan bir insan. İki saat boyunca konuştu kendileri... Konu zaten almış başını gitmiş, ben takip etmeye çalışıyorum kendisini... Aklımda kalan şeyler şunlar:

1. Amerika'da her 6 dakikada bir terörizm ile ilgili kitap çıkıyormuş. Buradan terör konusunun ne kadar sikko bir konu olduğunu ama günümüz anlayışı ile güvenlik konusunun kapsamına girdiğini, aslında ana konuların çok daha farklı olması gerektiğini çıkarıyoruz (ekoloji misal ya da insan güvenliği, toplum güvenliği gibi)

2. Toplumların uyanmaya ihtiyacı var (Wakening/ WAKE UP). Burada bahis geçen cümle çok ilginçti: "Wake-up! Your clocks are too slow in relation to our times". Nasıl yorumlamam gerektiği konusunda tereddüt ettim. Ancak bence şunu söylemek istedi: Dünya'da bir yılda 3 milyon kişi AIDS'ten ölüyor, 1 milyon kişi trafik kazalarında ölüyor ve biz hala güvenlik diye ulusal güvenliği yani devlet güvenliğini tartışıyoruz. Hava kirliliğinin, okyanusların kirlenmesinin ve soluduğumuz havanın bir gün bitecek olmasının hiç bir önemi yok. Wake-up, çünkü saatimizin alarmının çalmaya başlaması gerekiyor.(Ancak bu verileri düşününce yine de terör ile AIDS'i ya da kazaları karşılaştırmak elma ile armut arasındaki farka bakmak gibi geliyor bana. Critical School'daki insanların en sevdiği örnek bu ikisini karşılaştırmaktır. Aslında haklı oldukları noktalar var. Mesela Hazine'den ulusal güvenlik adına akıtılan paracıklar pek-ala farklı alanlara aktrarılabilir (di), eğer kendimizi güvende hissediyor(dıy)sak. Ama yapılmıyor. Nedeni ise bir kısır döngünün içinde olmamız. Amerika bu konuda çok eleştirilir. Sadece Irak Savaşı'na ayırdıkları bütçeden bir sürü sorun çözülebilir ya da Ar-Ge sahasının önünü açıp hastalıklara çözümler üretebilirdi denir. Evet yapabilirdi ama yapmadı ve yapmazda. Reelpolitik ile ideal olan arasındaki uçurumdan artık korkmaya bile başladım ben). Keşke insanlar şöyle bir djurup aydınlanma yaşasalar (kafalarına saksı düşerek) ve deseler ki savaşı ben yarattım, ben insan, nefreti de ben yarattım, ben insan... O zaman hepsinden de ben kurtulmalıyım, ben insan... Diyeceğim odur ki devletten, hükümetten bir şey beklemeden biz insan olarak bi şeyler yapmalıyız.

Dünya da savaşlar oldu ve oluyor ancak bu savaşlar insanın doğasından kaynaklı değil tamamen öğrenilmiş ve zamanla oluşmuştur diyor Booth. Yani gene bir inşa etme durumu söz konusu (savaşın inşası. Büyük ihtimalle Adem ile Hava'dan sonra oluşmuştur. Gene oraya kadar dayandırabilirim ama bu sefer bir hipotez üzerinden gitmeyeceğim). Bu yüzden tarihi yorumlarken insanın ve toplumun değişimine de bakmak gerekiyor bence.

Olumlu sonuçlar var mıdır yok mudur? Ben biraz umutsuzum açıkçası çünkü insanlar hala kendisini sadece ülkesi ile özdeşleştiriyor (Yapılan bir araştırma %66 oranında kendini milleti ile özdeşleştiren bir dünyadan söz ediyor). Booth'a göre yapılması gereken güvenlik konularını daha da arttırmak ve böylece siyasilerden bu yeni konulara (örnek: çevre kirliliği konusu, kadın, iş güvenliği yani daha çok human security kapsamındaki konular) önem vermesini sağlamak.
Ancak unutulan bir nokta var ki günümüz dünyasında politika tamamen çıkar üzerinden sağlanıyor. Bir sonraki seçimde başa gelip gelmeyeceğin önemli, çevre sorunlarıymıuş, kadın haklarıymış değil. İşte bu yüzden umutsuz oluyorum genelde. Ama hala bir umut yazıyorum belki değişir diye. Bu konuda daha önce basbas bağırarak değindiğim şu community'nin konuşmalarını dinleyin (Her tür bilim ile ilgili konu mevcuttur!!)

Başka bir konu ise medyanın bize gösterdikleri ve göstermedikleri. Resmen gözümüz kapalı komplo teorilerine inanıyoruz mesela. Ya da şu senelerdir devam eden Kurtlar Vadisi adlı diziye bakıyoruz. İnanmayacaksınız belki ama ben o diziyi bir kere bile tam izlemedim. En fazla 5 dakka açık kalmıştır televizyonda, o sırada da oje falan sürüyorumdur.Şimdi o dizinin bana çağrıştırdığı şeyler var mesela: Böyle janti tabir edilen kıyafetlerin içinde maço doğdum, kodum mu oturturum modunda adamlar vurup kırıp artizlik yapıyolar. Bir de kan revan her yer. Ne zaman denk gelsem kesin birisinin kafasına ya bi şey iniyor ya da kafa direk kökten koparılıyor. Bu dizi midir diye sormak lazım aslında. Neden kan, vahşet içeren filmler/diziler saat 8'de yayınlanabiliyorken içinde sevişme sahnesi olan filmler gece 12'den sonra yayınlanır peki? Onu da sormak istiyorum. Yani RTÜK'te çalışan adamlar erotik sahnelerde şunu mu diyorlar acaba: "Ya Hasan abi baksana adamın mala, valla ben bunu buzlarım abi, bizimki falan görür evde, hafazanallah!"... ya da kan gövdeyi götüren sahnelerde: " ya abi bu zaten bildiğin salça buzlasan nolcak buzlamasan nolcak, bak bizim yiğide nasıl da kesiyor, parçalıyormuş gibi yapıyor. Aslansın sen" mi diyorlar?

Erkek klasmanlarına devam:
1) Hatun taş gibi, bi iş atayım da belki gecemiz şenlenir erkek tipi: Bu erkek tipi mütemadiyen radar gibi etrafına bakar efendim. Bir bara mı gitti mesela, orada hemen ortamdaki kızlara bakmaya başlar. Radarı düşünün böyle 180 derece dönüyor, ha alın onu erkek başıymış gibi düşünün şimdi de... Gözüne bi kız takıldığı anda da biplemeye başladığını ve sabit hale geldiğini düşünün. İşte bu tip erkekler genelde de ortam malı tabir edilen ablaları bulup mekanı terk-i diyar ederler. Ama bu tipolojiye daha yumuşak huylu olan erkekler de giriyor. Şimdi mesela hatun güzel ve de hoş sohbet, bu tip erkekler hoş sohbet olan kısmını atıp sadece güzel olan kısmına bakarlar. Sen yürürken mesela arkandan k.çna bakarlar ruhun duymaz. İşte böyle bir durum geçenlerde başıma geldi. Okuldan arkadaşım olan C. ile muhabbet ederken başka bir arkadaşı ile tanıştık. İsmi Ç. Dört beş kişi sohbet ettik sonra da ben odama çıkıp teze döndüm. Neyse aradan bir hafta falan sonra aynı eküri aşağıda rastlaştık. Gene bir yarım saat sohbet ben odama, yallah. Ertesi gün C. Efendi msn denen zamazingodan "beyza Ç. yi nasıl buldun?" dedi. Nasıl bulayım yani karpuz gibi üstüne vurup bakmadım diyemedim. Onun yerine bi şey bulmadım eğer onu demeye çalışıyosan diye cevap verdim. Bu kendini bilmez Ç. adlı insan gitmiş arkadaşıma "beyza'dan ışık aldım ben" demiş. Ulen o aldığın ışık cehennemin alevi olmasın, kepaze!. Bir de bunu dese iyi, yetmemiş, çok seksi kız ya iş çıkar mı demiş. Yuhhh!! Bunu da kalkmış bana söylüyor diğeri de. Git ananı seksi bul ulen demek istiyorum böyle insanlara. Bu tip erkek modeli işte "hatun taş gibi, iş çıkar mı?" diye düşünen ve genel manada sapkın, çükünü radar olarak kullanan erkek tipidir okurum. (Ha şimdi bana diyeceksin ki ulen bir normal adam anlatmadın şurda. Ben de sana diyeceğim ki normal olan adamı anlatmaya gerek yok zaten.)

2) Anam o da ne, kıç mı diye dönüp bakan erkek tipi: Bu erkek tipi sanki hayatında ilk defa görüyormuşcasına hatun k.çına karşı aşırı ilgi gösterenlerdir. Zaten bana göre iki tip erkek vardır. Ben onları şöyle klasmanlıyorum: (1) k.ççılar (2) gögüscüler. 3 diye bir klasman yok. Bu klasmanı söylediğim zaman da genelde şu yorumu alıyorum: "Ama beyza yanılıyorsun ben ilk ele bakarım, yok ilk göze bakarım, burna bakarım". Hadi len ordan, yeme beni durduk yere. Bir arkadaşım bunu "ama napalım çıktığımız yer belli, ilk emdiğimiz şey belli" diye meşrulaştırmaya çalışmıştı. Bu da yalan, biz sanki aynı yerden çıkmıyoruz. Lezbiyen mi olduk hepimiz (Haa dersen ki her kadının içinde lezbiyenlik yatıyordur, onu da senin lezbiyen fantazine bağlarım hemen söyliyim.) Neyse olan olaya geçeyim. Bu sefer ben sadece gözlemciydim. Servise bindim okula gidiyorum, yanımda K.ç müdavimi klasmanına uyan bir amca oturuyomuş sonradan anladım. Bir kadın inecekti servisten. Ve tamam kabul ediyorum, biraz abuk bir giyim tarzı vardı ve benim bile dikkatimi çekti kadının k.çı çünkü abla baya kiloluydu ve tayt gibin bi şey giyip üstüne de kısa bir body giymişti. Erkek tabiri ile mal ortadaydı. Yanımdaki amca kadına inerken bir baktı, sonra dayanamadı kadın servisten inince camdan doğru arkasını dönüp kadının gittiği yöne baktı. Ardından servis u dönüşü yaparak yoluna devam etti ve hem servis şöförü hem de yanımdaki amca bir kez daha kadına baktı. Daha doğrusu onların penisleri kadının k.çına baktı. Ve bende bu sırada onlara baktım... Yahu tamam anladık iki tip erkek var da bu kadar da bariz yapmayın be kardeşim.

Erkekler Yapmayın # 5 Bu konuda hep yok efendim kılık kıyafet diye yazıp durmuştum. Şimdi üstteki amcaları hatırlayınca aklıma gene tiksinme durumu uyandıran erkek hareketi geldi. Anladık pantolon bazı yelerinizi sıkıştırıyor, ve anladık o an da bir harekette bulunma ihtiyacı hissediyorsunuz. Ama nolur o hareket bacaklarınızı hafif ayırıp çömelme hareketi olmasın. Ya da ne olur ayağınızı normal bir insanın atacağı mesafeden daha uzağa atarak abuk hareketler içine girmeyin.

P.S. Burada erkeklere geçirip durduğum anlaşılmasın lütfen, tabi ki de kadınların da bir milyon falsosu vardır ve var. Amaç aşağılamak, yerden yere vurmak da değil, amaç gülmek, eğlenmek ve biraz da "len yoksa bu bizim arkadaş Ali mi?" diye düşündürtmek

Selam ederim

30 Mayıs 2009

Erkekler Karpuz Gibidir



Günlerden Cuma, gene yorgun argın düşmüş bir günde kendime gelmeye çalışıyorum ama herkes bir kenarımdan köşemden çekiyor. Kendimi masa örtüsü gibi hissetmeye başladım vallahi. Yok efendim, biraz sağımdan biraz solumdan çekiştirilerek cart diye ortadan  ayrılacağım gün yakındır. Ayşe Teyze gelip üstüme ace dökerek rengimi de kaçırmaz umarım diye dua ediyorum yalebbime. 

Ben öyle ayy canım cicim, yok sevgilim, bitanem gibi lafları rafa kaldıralı uzun zaman geçti ama erkekler bunu anlamamakta hala ısrarlı. Gün geçmiyor ki bir günümde de bir erkek yazmasın, çizmesin. Seceresi bozukçalar! Bakınız son iki günde oluşturduğum erkek tipleri:
  • Zorlarsam olur erkek tipi: Beş gündür bıkmadan usanmadan arayıp sabır taşı moduna giren bir zat-ı muhterem bugün de arayıp buluşuyor muyuz diyince "tamam ulen buluşalım" dedim. Zaten sınav gözetmenliği yapmak için sabahın köründe gözümü açmış okula gitmişim. Tam bir çirkin ördek modundayım. Buluşuruz da en azından "ya bu kız pek çirkinmiş esasen" der diye içinden geçirir de ben de aradan sıvışırım diye düşünüyordum. Tabi ki de öyle olMAdı. Kendisinin yaşı biraz benden büyük olduğu için artık ciddi ilişkiler isteyen bir kişi konumunda benim gözümde tabi. Ben ise bir kahve içeyim de günün yorgunluğunu atayım modundaydım. Normalde ağzı kapanmayan ben, bu zat-ı muhteremin yanında bir kaç kelime ettim sadece. Geri kalan konuşma onun hayatı, işi, ailesi üzerinden döndü. Ben bu sırada Real'e giren insanları izledim. Güzel güzel sohbet ettik. Bir ara erkek arkadaşın var mı gibi bir soruyu ağzını geveleyerek sordu bende "var(!)" diye cevap verdim. Ama verdiğim cevabı doğrudan beyninden sildi ve anlatmaya devam etti. Kendisine kızamıyorum zira Ozan'ın bir lafı aklıma geliyor her defasında: "Erkekler 10 bin kıza yazar içlerinden bir tanesi tutarsa tamamdır". Durumu anneme anlattım. Böyleyken böyle gittim, oturdum, sohbet ettim ama yani bu işler böyle değil be annem artık dedim. Annem de çocuğun ailesini, işini falan duyunca "ama neden öyle diyorsun be kızım, belli mi olur?" gibi bir laf etti. Olur tabi ki de. Bak kızın bir senedir seçmece karpuz gibi vurarak iyi mi çıkar kötü mü diye bakıyor ve hepsi ya çok çekirdekli ya içi geçmiş/pörsümüş ya da tatsız çıkıyor. Bu kadar da olmaz yahu, bir mevsimi mi var bu tadlu mu tadlu erkeklerin de ben o sırada kış uykusuna mı yatıyorum?
  • Şaka yollu ben lafımı edeyim belki tutar erkek tipi: Bu insanla enseye şaplak olmuş durumdayız. Kendisi gelir o hafta kimle beraber olmuşsa anlatır, kızın fotoğrafını gösterir. Aşık mı oldun len yoksa bu sefer dediğimde de "yok bea, saçmalama" der. Çok iyi bir insandır ama bazen laçkalaşıyor durum. Tam bölüme gireceğim karşıma çıktı evvelsi gün bu insan. Merhaba dedim. Cevap olarak "beyza ne zaman benimle se.vi.şe.cek.sin* dedi(*bu kelimeyi ayrı yazmamın nedeni google da se.viş.me kelimesini aratıp bloguma gelmelerini istemiyorum. Hatta baktım oğ.lan.cı kelimesini aratarak günde bir kere kesin bu blog ziyaret ediliyor. Yiğit lafım sana: seneler önce yazdığın bir yazı yüzünden ne hallere düştü blog). Ben "ya bi git C. dedim. O da yahu cevap versene diye ısrar etti. Bende o sırada asansöre yürümeye koyuldum. Yanımda C. gülüyor. İyi be tamam tamam diyerek konuyu kapattı. Şimdi kendisinin bu tip bir davranış göstermesi benimle olan samimi hukukuna dayanıyor. Ancak bu samimiyet hiçbir zaman benimle onun arasında olmamıştır. Hep üçüncü kişiler vardır durumda. Onun birlikte olduğu kızlar ve benim anlattığım erkek tipleri bu üçüncü kişileri oluşturuyor okurum. İşte C. de şaka yollu ben lafımı edeyim beğenen alır gider erkek modeli.
  • Gündüzler çuvala girdi sabahlar olmasın erkek tipi: Bu erkek tipi gecenin bir körü aramayı ya da mesaj atmayı pek bir sever. Gecenin bir körü olmuş adamın aklına ben geliyorum mesela: "uyuyor musun?" diye mesaj atıyor. Tabi ki de uyuyorum, mal! Gecenin 3'ünde horon tepecek halim yok evin içinde diyemiyorum. Onun yerine ya cevap atmıyorum ya da evet diyip telefonumun sesini kısıyorum. Şimdi baştan niye kısmıyorsun yahu dediğini duyar gibi oldum. Hemen açıklayayım: Telefonu kapatamıyorum çünkü eve hırsız felan girer diye başucumda 155'i çevirme korkusu sabit bir şekilde var. Bunun dışında ise bir de yanımda biber gazı tutuyorum. Niye sesini kısmıyorum çünkü kötü bir şey olursa birisi bana rahatça ulaşabilsin istiyorum. Geçen gece mesela gene gecenin köründe İstanbul'a tatile giden bir arkadaşım sadece "deprem" diye mesaj attı. Ben o sırada meşhur terör ödevini yetiştirmekten helak olmuştum ve sadece 3 saat uyku sürem vardı. Deprem diye mesajı okuyunca yerimden doğrulup hemen İstanbul'daki başka bir arkadaşımı aradım (değerlidir kendisi benim nazarımda). O da şans ya Antalya'da tatil yapıyomuş. Ardından bi panik hali bende, yatakta parandeler atarak doğrulmaya çalışıp bu mesaj atan tipe geri mesaj attım "iyi misin, kaç şiddetinde" diye? Gelen cevap: "Acıktım midemden geldi sanırım". Bu kadar da olur mu yahu. Gecenin körü senin ne hakkın var benim 3 kuruşluk uykumu bölmeye. Cevabım biraz sert olmuştu, zaten ondan sonra da geceleri mesaj atmıyor kendisi (hmm bu zatı şuradan hatırlarsınız. Hani içinden bir aslanın geçeceği boyutta küpe takan aslan terbiyecisi ablalar ile onlarla çıkan concon erkeklerden bahsetmiştim. Bu işte o bahsettiğim concon erkek). Dün gece de bende hatrı sayılır bir erkek modeli aradı gecenin köründe. O zaten muntazam gecenin köründe arar. Şimdi saat bir mesela o iki, üç gibi arar. Neden? Tükkanı o saatte kapatıyor.  Kendisinin tavernası yok meraklanmayasın. Ben bu kişiye en son bir mesaj döşemiştim: "senin kadar vurdumduymazını da görmedim pes doğrusu", nereye gidiyosan git, beni de rahat bırak diye. Cevap vermemişti. Şimdi ben ona vurdumduymaz falan dedim ya tamamen umursamazlığına ve kayıtsızlığına içerlediğim için dedim bunu. Amacım kışkırtmak falan değildi. Ama daha önceleri içip içip kendisine sövüp saydığım için o bu mesajı da sarhoş aklımla yazdığımı zannedip cevap verme lutfunda bulunmamıştı. Dün gece aradı. Hmm uyuyo musun, dedi. Evet dedim. "Tamam, nasıl olduğunu merak etmiştim ondan aradım, başka bir şey istemiyorum" dedi. Bende hmm hmm tamam gibi ağzım dolu cevaplar verince hadi kapatayım ben sen uyu diyerek telefonu kapattı. (Okurum sana yeminlen bugün okula gittiğimde aklıma geldi, ulen dün bu adam mı aradı yoksa rüyamda mı gördüm dedim. Açtım telefonu baktım aramış valla). Şimdi bu adam gündüzler çuvala girdi sabahlar olmasın erkek tipi değil de ne bana diyiver bi.
  • Kız arkadaşımdan ayrıldım seni arıyorum erkek tipi: Bu erkek tipinin soyu baya fazladır. Kendini bulanıma sokmamak için ya eski kız arkadaşını arar ya da eskiden sevdiği kızı arar. Bendeki durum ikincisidir. İki gün önce yaklaşık 7-8 aydır bir kez bile sesini duymadığım insan ki yaşı başı var kendisinin, aradı. Naber, diyerek konuyu açmaya çalıştı. Ben de dumur bir şekilde ne oldu, bir şey mi oldu, niye aradın dedim. Kendisi ile çıkmadım okurum. İş teslimi yaptığım bir kurumda çalışan bir kişi olur bu zat. Benden hoşlanmaya başladığını bir kaç görüşmeden sonra anlayınca durumu usturubuyla izah etmiştim ve o da 3 -5 ay daha şansını deneyip başka bir hatunla çıkmaya başlamıştı. Ohh ohh allah mesut etsin diyerek göbecikler atıyordum bende içimden, hatunda taş gibiydi vallahi. Bu kız arkadaşımdan ayrıldım kişisi bana açık açık bunu demedi ama öküz olmak lazım anlamamak için. Yok efendim niye aramıyomuşum da niye gelmiyomuşum da niye uğramıyormuşum da... Ulen sen desene yalnız kaldım, senin de sohbetin güzeldi. Tamam ilişki istemiyon ama belki bir daha denesem şansımı ayakları çekiyosun. Neyse telefonu ya sonra konuşalım mı, benim işim var şimdi diyerek kapattım. Ara beni  o zaman dedi. Tabi ki de aramadım. Ne işim olur elin adamıyla (Bu elin adamı lafının hastasıyım. Geçen denizle de konuştuk, len tabi elin adamı olacak amcanın oğlu olacak hali yok ya ne biçim laf allahısen dedik).
  • Erkekler yapmayın #3: Kılık kıyafete mevzubahis gene. Misal olarak  gömleğin yakasını açmış tipler bana ömrü billah itici gelmiştir. Napıyosun gögüs kıllarınla erkekliğini mi kanıtlıyosun demek geliyor içimden. Başka bir model ise beyaz keten pantolon üstüne beyaz keten gömlek ve beyaz ayakkabı giyenler. Real'in yanında golf sahası yapıldı da benim mi haberim yok. Ayrıca hem keten giyiyorsun hem beyaz.. Biz kadınlar bu gibi durumlar da iç çamaşırı derdine düşeriz. Sizde bu da sorun değil maşallah.
İki günde 4 tip erkekle karşılaşmışım şaka maka.. Yıhhhh demek istiyorum! Karpuz gibiler hepsi de tatlarından (!) yenmiyor.

15 Mayıs 2009

Çorap üstü Sandalet


Erkeklerin yapmaması gerekenler başlığı altında toplamak istiyorum aslında bu yazıları. Mesela Berfu'nun şu gömlek üstü süveter (GÜS) ile ilgili olan yazısı ve şu anda başladığım yazı bu kategori için ilk girişler olabilir. Böylece sümsük ya da hatunlar tarafından sümsük görülen bu model erkekleri biraz daha kendine getirebilir ve en azından markette yer almalarını sağlayabiliriz. Ne marketi olum elma-armut muyuz biz dediğini duyar gibi oldum? Öyle market değil be yavrum, artizlik çekiyorum hani ekonomideki alan, piyasa, market hesabı...

Dikkat ettim de bir şeyin üstüne alakasız bir şey giydiğin zaman nefes kesici oluyor. Gerçekten nefesim kesiliyor o durumlarda benim, dumur oluyorum zaar. Unutuyorum nefes almayı. Boğulmadan önce de tanrı "hadi gene iyisin bakh" şeklinde sırtımı sıvazlayarak tekrar dünyaya dönmemi sağlıyor sanırım.

Şimdi bu çorap üstü sandaleti (ÇÜS) hala yapan var mı diyeceksin? Evet var, malesef var. Kardeşim ben ayakkabıya dikkat ediyorum işte. Zaten benim için mühim bir mevzu sen bir de işin b.kunu çıkarıp ÇÜS modundasın. Ha tabi bunu yapan insan benim eski erkek arkadaşım o ayrı. Belki de beni sinir etmek için yapıyordur bilemiyorum. Birlikteyken de zaten ayakkabılarını beğenmezdim ya ben onun... Bu kadar değildi tabi, sadece hoş durmuyordu. Spor yapmaktan ayaklarının bir kısmı yana doğru döndüğü için miydi acaba? Sonuçta benim anlamam gerekirdi bu gelecek günü... Türk'üm...Erkeğim, sen kulağına küpe et bu durumu. Len bunu anca Amerikalı yapar deme, pek çok Türk'te de aynı durumu gördüm.

L. insanı geçen derse geldi, yanıma oturdu. Gayet normaldi tabi.. Muhabbet ediyoruz falan... Görüşmemişiz bir kaç haftadır, özlemişiz birbirimizi... Ta ki ben onun çorap üstü sandaletini görene kadar...Ondan sonra özleme durumu bitti. Dersin ortasında paşa hazretleri ayağını öndeki sıraya doğru uzatınca ben "hayır hayır olamaz!!!" şeklinde içimden bir çığlık ataraktan nefes almayı unuttum. O sırada tanrı hazretleri sırtımı bir kez sıvazladı ve bana "yaaa bakh iyi ki bahar gelmeden ayrıldın bu ecnebiden yoksa rezil olacaktın yanında" dedi. Ve ben tekrar nefes aldım. L. gri renkte bir çorap ve gri renkte bir sandalet giymişti o gün...

Düşünsenize allahısen topuklu olan açık bir ayakkabı ve üstüne de çorap giyiyorum? Nasıl hoş bir durum mu? Değil değil mi? O zaman sen neden yaparsın be kardeşim. Yapma kaçırıyosun kızları, adam ol azıcık.

Bu konuyla alakalı olması bakımından yapılmayacaklar #3'ü de ekliyorum izninizle:
Gene ayakkabı ve çorap mevzuları... Şimdi efendim eğer şort giydiyseniz mümkünse ayağınıza giydiğiniz ayakkabı güzelcene olsun ve içine giydiğiniz çorap "topuk çorap" diye adledilenlerden olsun. Uzun çorap giyip onu aşağı çekmeyin, ya da uzun çorap giyip onu yukarı sakın ama sakın çekmeyin! (Babam bu ikinci durumu yapıyordu bir ara, hala yapıyor mu acaba? Ay çok güldüm şimdi). Neyse konu ciddi, geçiyorum babamı...

Yani siz neden olmuyor, neden bu kız bana bakmıyor falan diyorsanız kesin bir yerinizde kusur vardır. Görünüşteki kusurlar bu tip kesinlikle hoş karşılanamayacak şeyler olabilir. Onlar ortadan kalkarsa pazarda yerinizi alırsınız. Ancak malsanız, yani doğuştan mal geldim mal gitcem hali varsa sizde isterseniz altından giyinin bi değer etmezsiniz malesef.
(Ama iyi haber: bu blogu okuyorsan mal değilsindir emin ol... Tanrım bu biraz fazla oldu di mi... Dur dur dur kesme ne..fe...si... mi....Öhö ..ö..h..öö)