teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2009

Faili Muhtar

Bundanım var benim iki haftadan uzun bir süredir. Gitti Gidiyor'dan aldım.* Yalnız, nasıl da afili değil mi? Hey yavrum hey, yumuşakça yanıp sönen noktalı ışıklarını yerim senin.

Seagate Freeagent Go 320 GB. Bir isim koymuştum kendisine ama unuttum sonra. Şimdi, internetten araştırırken acaba Free Agent teriminin Türkçe bir karşılığı var mıdır diye düşündüm. Zargan'a göre varmış: Faili Muhtar. "İstediğini yapmakta özgür, başına buyruk" demekmiş. İçine tüm hayatımı koydum resmen, daha dörtte biri doldu! Bir bildiği var herhalde veya bir mesaj iletmeye çalışıyor bana. Bu başına buyruk, karakterli halini hem sevdim hem de uyuz oldum. O yüzden huzurlarınızda kendisine yeni adını takdim etmek isterim:
"MIHTAR"
Hakettin sen bunu ama.

*Taşınabilir hard disk arayanlar için bir dipnot yazmak istedim. Bunları ben ararken bir hayırlı kul yazsaydı çok işime yarardı çünkü, ehe. Seagate, hard diskler arasında en kaliteli marka. Fakat biraz tuzlu olduğundan ben diğerlerine yönelmiştim. Derken Gitti Gidiyor'da (GG) Mıhtar'ı gördüm. Uzun profil araştırmam ve eski müşterilerinden aldığım feedback'lerle Bojidar1453 adlı kullanıcıdan 160 TL'ye satın aldım. Üç taksit yaptırdığımdan 174 oldu galiba. GG nedense (tenkü) 5 TL indirim çeki yollamıştı. Onu da kullanınca 169 liraya geldi. Sıfır ama kutusu yok, onun için Amerika'daki fiyatıyla aynı hemen hemen. Ayrıca, aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz kılıfı satın aldım. Yalnız kılıfın 20 lira olduğunu öğrenince vazgeçiyordum neredeyse ama makineye o kadar para verip de yirmi lira için cimrilik yapmaya, risk almaya gerek yok dedim. (Gerçi CaseLogic'in kendi sitesindeki fiyata göre yine iyiymiş.) Zaten Ankamall Teknosa'dan beş taksitle aldım, iyi oldu. Ha, bu kılıfın alternatifi, başka rengi, daha ucuzu var mı? Yok maalesef. Yalnız, bu ince hard diskler darbelere daha dayanıksız olduğundan kılıf almak iyi oluyor. Çizilme, vurulma riski olmadan çantanızda, hem kablosuyla yanyana, taşıyabiliyorsunuz.


Bahsetmeden geçemeyeceğim. Google Translate Faili Muhtar'ı "fails the muhtars" diye İngilizce'ye çeviriyor. Bunu tekrar Türkçe'ye çevirince ise "bu muhtars başarısız" diyor. Döverim ben seni Google Translate gibi, gayet de süper. Cık cık cık.

28 Mayıs 2008

El Yazısı (2)

Şurada yayınlanan "El Yazılarınız Kolayca Bilgisayarda" başlıklı haberi görünce, mazide yazdığım bu yazı geldi hemen aklıma. Orada yana yana anlattığım 'keşke sanal aleme direk kendi yazımla yazı yazabilesem' hayalim sanırım gerçek oluyor. Aletin, hani şu çizdiğin şeyi aynen ekranda gösteren çizim şeyleri gibi çalıştığını tahmin ediyorum, ama bu bir kalem büyüklüğünde ve kendi hafızası var.

Bloğa filan yazabilirsak hemen edinmek lazım aslında. Hayatımda eksik olan tek şey bu zamazingo olduğu için hemen alacağım, ya ya.

Sonradan Not: İki cümle yukarıdaki "yazabilirsek" kelimesini, ilkinde "yazabilirsok" yazdığımı görüp düzelttiğimi zannederek "yazabilirsak" yazan bendeniz cennet kuşuna akıl fikir diliyorum. Kendi kendime gülüyorum.

10 Şubat 2008

Teknolojik Engelleme

Yapmak istediğin bir şeyi, dışarıdan herhangi bir şeyin engellemesi dolayısıyla yapamamak felaket. Engellenmişlik. Lisede gece arkadaşında kalmana izin verilmez, puanlar istediğin bölümü okumana izin vermez, okulda kurallar istediğin organizasyonu yapmana izin vermez, parasızlık yeterince eğlenmene izin vermez falan filan.

Ama en fenası teknolojik engellemedir zannımca. Zira, hemen hemen diğer bütün engellenmişlik hissi, yasaklardan doğar. O yasağı koyan, kaldırır da. Elinde bir çözüm vardır, istenirse uygulanır.

Ve fakat, aylardır başıma gelen olayda olduğu gibi, günün yarısını başında geçirdiğin iş yerindeki bilgisayarın, çok acayip bir şekilde Blogger sahifelerine yazı yazmana izin vermeyince ne yapacağını, neye sinirleneceğini şaşırırsın. Gidersin Bilgi İşlem'e,, "ben bütün gün iş yapacağıma buralara yazı yazıyorum işte" imajını da göze alarak "olm, bu siteyi ysakladınız mı, doğru söyleyin" dersin. Blog hadisesinden haberleri bile olmadığını öğrenirsin. İşin gıcık tarafı, diğer iş arkadaşlarının bilgisayarından yazı yazılabilmesidir.

Blogger Help
'i hatmedersin. Yönetime mailler atarsın. Ve sonunda, Help sayfasında senin gibi bir kaç zavallı bahtsızın bulunduğunu büyük bir buruklukla öğrenirsin. Zira, o üç -beşe hiç kimse yardım edememiştir. Kendi hallerine bırakılmışlardır.

Yazdığın yazının sadece başlığının yayınlanması bu teknolojik engellemenin en yüksek sesle "nıhahahahahahahha" şeklinde kötü adam gülüşü yaptığı bölümdür.

Elimdeki sanal balyozu her gün çok büyük bir sayı kere karşımda duran ekrana indiriyorum. Böyle kötülükler yapan bir makinenin duyguları olacağını, bu kadar nefretten yakında psikolojisinin bozulacağını, Bilgi İşlem'in de bana yeni bir bilgisayar göndereceği umuduyla yaşıyorum şu anda.

Günün sonunda bilgisayar görmek istemeyen gözlerle eve gelen bendeniz, artık canım bloğuma yazı yazacağım zaman evdeki bilgisayardan bu açlığımı gidereceğim. Evet.