23 Nisan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Nisan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2009

Çocuklar Gününde Çocuk İşçiler

Fotoğrafçı G.M.B. Akash demiş ki:

"Çocuk işçilerin tamamen ortadan kaldırılabilmesi için bu konunun görünür olması gerekir. Bu amaç uğruna ben son dört yıldır Bangladeş'te çocuk işçiliği üzerine çalışmaktayım."

"Fabrikalardaki çocuklara gerçekten yardımcı olmak isterim, bu resimleri Bangladeş'in her kentinde sergilemek, aileler ve fabrika sahipleriyle çalışma koşuları hakkında konuşmak istiyorum, resimleri okullarda da göstermek istiyorum, bu zor ve çok para gerektiren bir iş ama mümkün olsa, bazı şeyleri değiştireceğine inanıyorum."


On yaşındaki Shaifur, Old Dhaka'da bir kapı kilidi fabrikasında çalışıyor. İş arkadaşı maske takarken, o takmıyor.
Janial, bir gümüş kap-kaçak fabrikasında çalışıyor. 3 yıldır burada. İşi 9'da başlıyor ve 'da bitiyor. Bu iş için aylık 700 taka (10 dolar) alıyor. Ailesi, onu okula gönderemeyecek kadar fakir. Fabrika sahibine göre, aileler çocuklarına göz kulak olmuyor; para için onları işe gönderiyorlar ve güya bu konuda hiç üzüntü duymuyorlar.

8 yaşındaki Munna'nın elleri. Munna, bir binek arabası fabrikasında günde 10 sat çalışıyor ve aylık 8 dolar kazanıyor.


Fatullah'ta, bir kiremit fabrikasındaki çocuklar. Topladıkalrı her 1000 parça kiremit için ortalama 0.9 dolar kazanıyorlar.


G.M.B. Akash web sitesi.

Akash'a dair bir haber.

Akash'ın Bangladeş'ten kaçmasına sebep olan fotoğraf. (Aradım baya ama tam emin değilim, bu olsa gerek.)

Fotoğrafları şuradan aldım.

İlk şu bildiri sayesinde bu fotoğrafçıdan ve fotoğraflardan haberim oldu. Teşekkürler.

30 Nisan 2008

Sese Uyanmak

23 Nisan 1983, sabah sekiz suları

Müziğe benzer bir gürültüyle uyandım. Davullar, borazanlar, trampetler, pek beceriksiz bir biçimde ortaya uyumlu bir melodi çıkarmaya uğraşıyorlardı. o anda bunun pek de güzel olmamasına rağmen, içinde yüksek dereceden bir coşku barındırdığını düşündüm. Güzel olmayan bir şeyin içine böyle saf bir coşkuyu koyanlar, elbette, çocuklar olmalıydı. Yani uyanışım, saf çocukların coşkuyla bir şeyleri güzelleştirme çabası esnasında oldu. İlk duyduğum ses buydu.

Aslında biraz sinirliydim. Bu gürültünün gerçek bir melodiye dönüşmesi işten bile değildi zira. Yalnız birilerinin bunu fark etmesi gerekiyordu. Biraz daha disiplin ve inanç bu işi güzellikle çözebilirdi. Bu gürültü sadece teşvik edilmeye muhtaçtı. Ortada bir çirkinlik değil, bir eksiklik vardı. Çocuklar suçlanamazdı. O anda güzel olanı /olma olasılığı olanı teşvik etmeye karar verdim. Disiplini ve inancı içine başkaları da katabilirdi. Oysa ne kadar da küçüktüm, etkim de küçük olabilirdi ancak. Ancak bir damla olarak tümevarabilirdim belki. Olsun, o da olurdu.

Tekrar uyandım. Sonra tekrar. Ve tekrar. Her defasında o gürültü geliyordu yine kulağıma. Kimisinde daha melodik, kimisinde daha keşmekeş. Fakat her seferinde biliyordum ki, çocuklardı onlar ve coşkuyla harcıyorlardı enerjilerini.

Her uyanışımda, dünya hep çocuktu. Her uyanışımda çocuktuk. Gürültülü, coşkulu çocuklar.

23 Nisan 2007

Bugün meclisimiz kuruldu. Demek oluyor ki, vatandaşın devlete sözü geçmeye başladı, höt höt dedi.

Ve fakat, tam bugün, o günden tam 86 yıl sonra, ne kadar da ironik bir durum sözkonusu değil mi? Tamam seçeceğiz de seçenek var mı acaba ortada? Çıkış noktası, komünistinden mollasına her türlü fikrin rahatça savunulabildiği bir meclisten bugünkü seçeneksiz meclise, kısır siyasi ortama nasıl geldik acaba? Okumak, anlamak, çözümlemek ve ilerisi için ders almak gerek.

Neyse, fazla siyaset yapmayayım. Zira bugün benim doğumgünüm ve pek mutluyum efendim :)