
20 Mayıs 2009
Kadın Doğum Uzmanına Gitmek #2

2 Mayıs 2009
Len T(D)oktor... Gülüm Toktor... Değnek misin Toktor?

Neyse bilmem kaç kez mal mı mal aletlere girmiş olan bir insan oldum çıkmıştım o dönem. Rektoskopisinden tut da Kolonoskopisine kadar. Burada bu aletler ne işe yarar kısmına girmeyeceğim. Araştır bul illa da öğrenmek istiyorsan. Ancak en basit tabiriyle ince boru gibi olan bir aleti bir yerinizden ki bu yer pek rezil bir yer, içinize sokarak aletin hava üflemesi sayesinde bağırsak denen (ıyk) naneyi genişletip kameralar yardımıyla içinizde ne var ne yok görüyorlar efendim. (Rezil bir okuyucusun sen hemen nereden soktuklarını merak ettin… Ah ah bir fıkra vardı Afyonlu Terzi Sadık diye, kevgire dönmüş bir adamın hikayesi. Neyse onu da anlatmayacağım).
Bu konuda önemli olan ne boyu ne işlevi ne de nereden o aleti devreye aldıkları efendim. Önemli olan o günün bende çağrışımları. Şimdi ben Kolonoskopi denen olay için 2 gün boyunca aç kaldım, yemek yemek yasak. Su içebiliyorsun bir de böyle su kıvamındaki şeyler en fazla yiyosun. Mesela çorba yicen di mi? Düz çorba yiceksin. Yok efendim ben yoğurt çorbası istiyorum dersen annen pirinçlerini koymaz içine.. Düz yoğurt yeseydim bari dersin, bilgine. Evet gün gelmiş çatmış, bana anestezi yapacaklar. İlk önce alet bozuldu. Bu arada ben nane mollayım biliyorsunuz, tansiyon diye bir şey kalmamış, bayıldım bayılacağım. Neyse haydi allah pismillah diyerek girdim ameliyathane gibi bir yere. Toktor yok henüz (bak burası önrmli kaçırma toktor yok henüz ortamlara akmamış) ama Asuman Hemşire var (Vay be hala ismini hatırlıyorum. Ne piçim yer etmiş bünyede). Asuman Hemşire benim için özel iğne getirtmiş, ince olunca elim ve damarlarım… Çocuk iğnesi… Dedi ki 10’dan geriye say. Ulen dur bayılıcam.. anestezü de neymiş şeklinde bir panik durumu olsa da iki buçuk gün olmuş açım yerimden kımıldayamadım. 8’e kadar garantili geldim ama 7 dedim mi hatırlamıyorum…
Şinci aradan bir 6 ay kadar sonra bu sefer rektoskopi için gittim aynı hastaneye. Asuman Hemşire orada tabi. Rektoskopide bayıltmıyorlar efendim. Gayet ayıksın ve toktor adlı insana bir güzel kıçını dönüyorsun. Sana pozisyonu aldırıyorlar, acı macı heç umurlarında değil. Neyse toktor bey gene borulu morulu bir aletle arkamda durumuma bakıyor. Durdu ve şöyle dedi: “Ben seni bir yerden tanıyor muyum?”. Ulen nerden tanıycan beni, değnek? Kıçtan kişi analizi yapmayı mı öğrendin bu geçen senelerde” DiyeMEdim. Yok tanımıyorsunuz şeklinde kem kümlü bir cevap. İşlem bitti, “sapasağlamsın maşellah” şeklinde bir raporu yazdı. Dışarı çıktım anneme döndüm: “Yahu adamın ettiği lafa da bak sen, beni tanıyor muymuş? Nirden tanıyacak annem hem de söylediği pozisyon pozisyon değil ” dedim. Annemden gelen cevap daha iyiydi: “Kızım o senin kolonoskopine giren doktordu. Tanıyacak tabi” (Yea beybi). Bir sonrtaki gidişimde babam gene aynı toktoru bulmak istedi, nedeni beni tanımasıydı (ahh beybi).
*Uzun zaman oldu ki hastane anılarına girmemiştim sevgili okurum. Bir yazı da size ufak bir ipucu vereverek toktor dediğin de insan işte bildiğin insan demiştim, aklıma bu anının gelmesi sonucunda. Bu muazzamto anıyı da saklıyordum köşeciklerde. Bende daha pir milyon anı var. Bekle bekle zamanla değineceğim kendilerine.
16 Nisan 2009
Bir Ortopedist'e Hayran Kalmak

4 Nisan 2009
Hastane Anılarından devam
Gayet güzel başladı Şevket günüm. Eve giderken canım fena halde bira çektiğinden ve yanında bir de kızartma yapsam ohh mis yeme de yanında yat kıvamında olduğumdan eve koştur koştur gittim. Güzelce devirdim biraları. Bu sırada bir arkadaşımla mesajlaştık. Transparan yaşamı olan bir zatım ben, yazıyorum mesajları:
* Yaşıyo musun?
-Evet, sen?
*Evet aynı yerde, hani senin şu unuttuğun yer..
-Unutmadım, tamam geleyim o zaman.
Ardından mekana gidip kendime İzmir'in pek bir meşhur Churchill'inden yaptım. Mekanın sahibi arkadaşım olduğundan bana laf etmiyor. Benimle uğraşmaması gerektiğini anladı da diyebiliriz çünkü pek bir laf sokucu insanımdır ben. Hazır cevap mı desem, evet evet cadıyım. Neyse efendim Churchill içip dart oynayarak saati ilerlettim dün gece.
3 Mart 2009
La Havle Çektiren Doktor Tipi
Yazın “Zıkkımın Kökünü iç e mi?” adlı yazımda psikolog ile içki arasındaki mücadeleden içkinin galip geldiğini belirtmiştim. Ama geçen hafta okulda, boş bir anımda, Medico’daki psikiyatrist ile tanışmadım, gidip bir halini hatırını sorayım diye düşünerek kendisinden gün aldım. Garip geldi di mi size bu söylemim? Gelmesin okuyucu! Okuldaki bilimum doktorla enseye şaplak olmuş durumdayım. En azından onlar benim sıkıntımı dinler, ben onlarınkini dinlerim ve geçinir gideriz. (Sen onların ne sıkıntısını dinleyeceksin, kimsin ki gibi bir laf duydum sanırım. Duymamış olayım, ayıp. Bari içinizden düşünün). Bu yazıda ismi geçecek doktorları sadece mesleki alanları ve isimlerinin baş harfleri ile vereceğim.
Önce lafı geçecek doktorlar:
Ortopedist K.
Psikiyatrist M. (IQ tavan)
Randevu tarihinde gittim ve eskiden Ortopedist K’nin odası olan şimdi ise Psikiyatrist M. in yerleştiği odadan içeri girdim. Ortopedist K. ’nın söylediğine göre M. IQ bakımından böyle tavan bir insanmış inanmazsın. Evet… inanmam, IQ da neymiş.
Şikâyetin nedir sorusunu gitmeden önce düşünmüştüm ve ne kadar absürt ve yapay bir soru olduğunu, altında hiçbir noktanın yatmadığına kanaat getirmiştim. Tabi “IQ insanı M. Bey” de beni bu konuda şaşırtmadı. 3. dakikada şikayetimi sordu. Neyse efendim içeride 15 dakika falan bulundum. Bu sırada M. Bey’in sürekli güleç bir hal takındığını ve sorularının çok sıradan olduğunu belirteyim. Mesela:
· İsmim
· Yaşım
· Bölümüm
· Sınıfım
· Tez konum
· Çalıştığım hoca
· Kaç kardeş olduğum
· Ailemin durumu
· Anne baba arasındaki ilişki varsa sorun
· Erkek arkadaşım olup olmadığı (Ya bu doktorlar takmış erkek arkadaşa)
Bunun gibi sorular işte, gelme üstüme okuyucu, hatırlamıyorum daha ayrıntısını… Gözlem insanı Beyza, M.nin sorduğu soruların yapaylığına mı yansın, 3. dakikada şikayetin ne diye sormasına mı, 15. dakikadan sonra antidepresan yazmasına mı? Hayır hayır… deli değilim ben,,değilim…
Şimdi durumu şöyle izah edeyim. M.’ye dikkat dağınıklığı var bende, okuduğum makaleler aklımdan böyleee uçup gidiyor sanki, ne yazar aklımda kalıyor ne yayın yılı falan diye şikayetimi söyledim. (Bu dikkat dağınıklığı olmuyormuş gerçi, psikolog ablam var allahıma bin şükür!)
M. dikkat toplayıcı ilaç yazacağım sana dedi. Bende dikkat toplayıcı dediğin(iz) ilaç, antidepresan olmasın dedim. O da evet, tabi anti-depresan ama kem küm, zaten herkes kullanıyor,işe yaramayacağını düşünsem yazar mıyım? Bak önümdeki deftere, buradaki bütün öğrenciler kullanıyor tadında ikna yollarına girdi. Defteri görmeniz gerekirdi. O sayfa sayısını görseniz yazık 3 ağaç heba olmuştur bu uğurda diye düşünürdünüz ki o ara ben düşündüm.
İlacı almıyorum tabi ki çünkü ben iyiyim, hasta değilim ben, nayır değilim (bu da züğürt tesellisi modu). M. iyi bir doktor, IQ’su yüksek, tahsilli ve de güleç.
Uluslararası İlişkilerde iki gözünü sevdiğim ekol vardır. Biri realist ekol diğeri eleştirel kuram. Realist ekoldekiler sistem kötüyse sana bana mı kötü herkese kötü, sistemde sorun varsa bunu çözmek gerekir gibi sisteme devlet gibi laf kondurmayan bir görüştedir (problem solving method deriz biz buna, ayrıntısını sorup da beni burada kasma okuyucu). Eleştirel kuram ise der ki sen bi du bakam orda, problem varsa bunun köküne inelim, nedenine bakalım, sistemi değiştirelim. Hah işte tam bu noktada ben derim ki M. Bey realist ekolden bir insan. Problem zaten var, sen ilacı aldın mı bünyeye problem gider mantığında. Yani anı kurtarıyor. Hiç ilacı bırakınca ne olacak, ben senin ne sorunun olduğunu da bilmiyorum ama verdim ilacı ya hadi hayırlısı demiyor ki …
İşte bu yüzden bence bir okulda bir psikolog ve bir psikiyatrist olmalı. Hasta önce psikolog ile konuşulmalı sonra eğer psikolog telkin ve zibilyon metodlarla sorunu çözemiyorsa hastayı psikiyatriste yönlendirmeli.
Fark ettiyseniz gene öğretici adam ve oğlu modunda doktorlara verdim veriştirdim. Hadi hayırlısı! Bir sonraki doktorlarla ilgili köşem için hangi doktora gideceğime henüz karar vermedim. Birkaç haftaya kendime yeni arayışlar bulurum, siz rahat olun Nalan.
P.S. 1: Bu arada yeni bir doktor tipi ile karşılaştım. Kendisi boş zamanlarında ki bu zaman hasta beklerken ya da eve gittiği zamanlar oluyor, matematik sorusu çözüyormuş. Integral ile kafayı bozmuş. Bir de bundan zevk aldığını söylüyor. Bu da garip bir doktor insanı işte.
P.S. 2: Biyolokum Düygü’nun blogunda geçen ay okuduğum bir yazıdan (Yazı yazmıyorken ne yapıyordum?) etkilenerek okuyucuya seslenme metodunu kullandım. Zira etkili bir yol olduğunu kendisinin o yazısını okurken fark etmiştim. Akademisyen etiği de farklı bir şey be… İlla referans vereceğim, intihal falan diye çıkarlar hafazan Allah.
P.S. 3: Deniz kuzeni, senin “şu yazıda belirttiğim gibi” diyerek linkleri nasıl verdiğini bilmiyorum ama teknolojinin kurdusun vesselam. Zıkkımın kökünü iç adlı yazıma link koysam mı diye düşünüp “ulen sen deniz misin be, işin gücün doktorlara çamur atmak” dedim ama neyse bir ara öğretiver.
P.S. 4: diyecek lafım kalmadı.
20 Şubat 2009
Kadın Dogum Uzmanına Gitmek
Bugun yeter dedim! Yetti. Yaziyorum.
Bir suredir abuk subuk nedenlerle Kadın Dogum ya da Jinekoloji adıyla da gecen bolume gidiyorum. Öyle sürekli gider halde degilim, arada sıkılınca uğruyorum. Bakıyorum hastalık kalmamış "eee hadi bari bi jinekoloji yapayım artık" diyorum. Altın günü gibi oldu, yakında 20 euro takmaya başlayacağız birbirimize.
İlk gittigim doktor, erkekti. Aslında erkekmiş-kadınmış benim için pek fark etmez, doktor doktordur mantığına sahibim. Ancak "doktor doktor değildir, o da bir insandır" şeklinde muhteşem anılarım da var, ama durun bugün jinekoloji.
Bay jinekolog amca bana şöyle bir baktı, bir kaç soru sordu. Bakire misin dedi? Ardından beni o kadın dogum aletine aldı, muayene etti ve ilaç yazdı. Açıklama yok tabi. Haftaya gel dedi. Oldu, yanımda kaynımda gelsin mi diyecektim, sustum. Ama sonradan anlıyorum ki en azından bakire misin sorusunu rahatlıkla sormuş. Bir daha ki gidişimde süper iyileşmişin falan gibi laflar etti, ben iyileşmediğimi biliyordum ama inanmadı.
İkinci gittiğim doktor kadındı. Bayan jinekolog, erkek arkadaşınla birlikte oluyor musun diye sordu. Daha kibar biri diye düşündüm. Erkek arkadaşım olduğunu nereden çıkarmıştı tabi onu bilemedim. Muayenehanesine çağırdı. En kötü bir kaç günümü orada yaşadım sanırım. Hamile kadınlar, eşleri ile gelmiş. Bir ben orada ipsiz sapsız duruyorum. Neyse o da bir şeyler yaptı kendi çapında. Lokal anestesi gerek dedi, iyi dedim. Yalnız mı geldin dedi. Kaynım burada içerde, çağırayım mı diyecektim, sustum.
Bugün sabah başka bir doktora gittim, bayan. Yeni yep yeni bir doktor. Umutluydum. Oturdum, şikayetin nedir dedi. Böyle böyle dedim. Durdu "evli misin bekar mısın" dedi? Yani bekarsam bakireyim öyle mi? diyemedim. Kaynım aklıma geldi, sustum.
Anlayacağınız hala kadın doğum doktorlarının bile soru sorarken çekindikleri bir ülkede yaşıyoruz. Kadın doğum doktoru olmuşsun yahu sen, neden çekiniyorsun? Kaynımdan mı?
Ne kadar garip. Bir de biraz saf gibiler:
Jinekolog insanı :Evli misin, bekar mı?
Beyza insanı: Kaynıma sorsam?