şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2010

Değişmeyen Tek Şey


“…Birbirimizi yeniden görene değin aradan çok uzun zaman geçebilir. Ama Alaska’dan tek parça dönebilirsem, benden haber alacağına emin olabilirsin. Sana önerdiğim şeyi tekrarlamak istiyorum; yaşam tarzında köklü bir değişiklik yapmalı, daha önce hiç duymadığın ya da yapmakta kararsız kaldığın türden şeylerin tamamını yapmaya başlamalısın. Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak belirlenmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerde yatar, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz.”


diyor* Alexander Supertramp.

(...)
Mekan tutmak ve her akşam aynı ufukta
Güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz
Ölümdür biraz hep aynı yatakta
Aynı kadınla sevişerek sabaha varmak
Kitapları hep aynı raflara sıralamak
Aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz
Soluk soluğa yaşamalı insan
Her sabah yeni bir şeyler görebilmeli
Ve cehenneme dönse de bir ömür
Mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün
(...)


diyor** Ahmet Telli.

Hayır yani, ben söyleyeyim de sonradan demedi demeyin.

* Tam istediğim yeri alıntılayan buradan alıntıladım. Film Into the Wild.
** Soluk Soluğa I

24 Kasım 2009

Tarih Öncesi Köpekler

Malumunuz, Dersim Katliamı'nı hatırlıyoruz son iki haftadır. Bu konudaki cahilliğimden utanarak günlerdir bulduğum her şeyi okuyorum. En son, Çayan Demirel'in şuradaki (teşekkürler Billur!) başta olmak üzere, bazı belgeselleri de izledim. Uzun uzun bir şey yazamayacağım. Ancak, ne hissettiğini şöyle kısaca bir anlat derseniz, kendi meşrebimce süzüp çıkardığım, bana her şeyi anlatan sözler Cemal Süreya'nın eşi Zuhal Tekkanat'a yazdığı mektuptan çıkan şu sözler/dizeler olur:

“Bizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli iki erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki. Annem sürgünde öldü, babam sürgünde öldü.”

(Zuhal Tekkanat'a mektup, 23. 7. 1972)

(1931 Tunceli doğumlu Cemal Süreya, 1938 yılında Bilecik'e bir yük vagonu içinde sürülürken yolda annesini ve bir kardeşini kaybetmiş. Şurada da bahsedilmiş.)

* Şair'İn hayatına ve şiirlerine şöyle psikoloji penceresinden bakayım derseniz psikiyatrist ve yazar Cemal Dindar'ın Yas İçinde Bir Göçebenin Türküsü: Cemal Süreya'nın 'şiire dahil' Hayatı ve Şiiri Üzerine bir İnceleme'sini okumanızı öneririm. Ekşi Sözlük'ten m0ruzak bahsetmiş.

** "CHP'nin onuru, evlâdı Kerbela'ya karşı" - Yıldırım Türker

6 Şubat 2009

Bir Deli

.
..
...
deliler rengidir gri gökkuşağının
bir deli gittiğinde aklı eksilir dünyanın
...
..
.

huissi
nurcan kara (?)
*

18 Eylül 2008

Yaşamak Alışmaktır

* Afşar Timuçin'in bu şiiri, Bir Çiçek Yılı Sonra adlı eski albümde Murat Özyüksel tarafından bestelenmiş, genç Teoman tarafından (Yakupoğlu olan soyadını da kullanıyormuş o zamanlar) seslendirilmiş. Bu ne güzel, ne yalın, ne anlamlı bir şiirmiş! Yaşamak, alışmakmış.

29 Ağustos 2008

İlhan Berk Ölür

Türk edebiyatının önemli şairlerinden İlhan Berk, Bodrum'da vefat etti. 28.08.2008

Derim ki ben, şair ölmez. Yazarlar, politikacılar, ve hatta müzisyenler /şarkıcılar ölebilir de, şair ölmez. Çünkü bence, başka hiçbir sanat dalında görülemeyecek kadar eser bağımsızdır şiirde. Ölen İlhan Berk'tir.

Tüm güzellikler için teşekkürler İlhan Berk. Toprağın bol olsun.



İHTİYARİNTİHARIRMAK

Kalıyordum artık ölümden konuşacaktık / Kalıyordu bir si-
yah bir 3.
Bir beyaza girdim.
(İşittim bir vadiye rüzgâr iniyordu/ bir bedevi
hisarlarını ateşe veriyordu/ sen gökleri sağ elin
yapıyordun

Ey Bayan F,
- ve kasabalarda ses yoktu
bir körfez ölümü büyütürdü) .

Sen geçiyordun, nalınlarında deniz suyu bir ormanın saçlarını
Uzatıyordun/

16 Haziran 2008

Üçüncü Şarkı

Siz de benim gibi,
Günleri

Sevgiyle isteyerek

Değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek

Bir sıkıntı ve nefretle yaşadınızsa,
Ankara güneşi

Sizin de

Uyuşturmuşsa beyninizi
(...)
Bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız

Denizi

Kaybettiniz (benim gibi.)


Selim Işık
(Oğuz Atay - Tutunamayanlar)

16 Mayıs 2008

Bananas

.
.

"supply everybody with pianos
make them available like bananas"


AGF

.
.


Yoksa Deniz'in Kulağına tekrar yazmaya mı başlayacağım?

26 Haziran 2007

Belkim

Bugün düşündüm de ben
görüntümü değiştirebilirim belki.
Karar verip, toparlanıp
kaybola da bilirim belki.

Belli mi olur, hiç olmaz:
soyunup dökünüp şuracıkta
'aslında hepiniz işte böylesiniz'
diye bağırıp
sonra giyinebilirim belki.

Konuşabilir, saçmalayabilir
bir görünüp bir kaybolabilir
"hoyrat" sözcüğünü bir şiirimde
bile kullanabilirim belki.

Ciddi ciddi dalga geçip
hiç korkmadan tersleyebilir
saçıma uğur böceği takar,
piyango bileti alırım belki.

Yorulurum, çalışmam
düz gider, hiç kaybolmam.
Sesssiz sakin yaşarken,
birden ölebilirim belki.

Gözüme bir çöp batar
o çöpü çöpçü toplar
çağırırım 'gel' diye
gelmez yüzüme bakar.
Bir gün bu avallara
bağırabilirim belki.

Sonumu demire dayadım,
kütlemi teraziye.
Soranlara söyleyin
cortlayabilirim belki.

:)

13 Aralık 2006

Ayakkabı, Sadece Ayakkabı mıdır?


Shoes

When you're young
a pair of
female
high-heeled shoes
just sitting
alone
in the closet
can fire your
bones;
when you're old
it's just
a pair of shoes
without
anybody
in them
and
just as
well.

Charles Bukowski

Gençken
bir çift
yüksek topuklu
kadın ayakkabısı
tutuşmasına yeter
kemiklerinin,
öylece duruyor olsa bile
dolapta;
yaşlanınca
sadece
kimsenin giymediği
bir çift ayakkabı
oluverir
aslında olduğu gibi.


(Çeviri bana ait, özellikle son kısmı atmeyşın oldu biraz.)

Ayakkabı, sadece ayakkabıdır. Gömleğin sadece gömlek, yüzüğün sadece bir yüzük olması gibi. Ta ki birine ait oluncaya kadar... Yüzük gibi nesnelere yüklenen anlamlar artık çok bilindik. Ben ayakkabı ve terliklerden söz etmek istiyorum. Annesinin ölümünden sonra onun terliklerini öpen birinden bahseden bir şiirin o kısmını okurken hala gözlerim dolar. Hem de her seferinde. (Daha sonra buraya da yazarım o şiiri.)

Evlerin içinde ayakkabıyla dolaşılmayan bir kültürden geldiğim için ev terliği çok önemlidir benim için. (Evdeyken, dışarıda giyilen ayakkabılarla takılanların daha üst sosyo-kültürel bir gruba ait oldukları gibi bir izlenim var. Gerçekten daha kolay olduğunu düşündükleri için giyenler dışında, bence bu saçma bir batı özentiliği. Sokakları ne kadar cillop gibi olsa da -ki sokak bu, ne kadar olabilir- yatıncaya kadar aynı ayakkabılarla dolaşmak pis bir alışkanlık. Koltuk altlarını almamalarına özenmek gibi bir şey bu.) Benim için de, özellikle annemin terliklerinin ayrı bir yeri vardır hayatımda. Annem bir terliği senelerce giyer. (Hepsi de mutlaka Ceyo'dur ayaklarda sorun çıkmasın diye.) Bu yüzden, o terliği görmek benim için annemi görmek gibidir. Eğer okuldan eve geldiğimde terlikler sahipsizce merdivenin kenarında duruyorsa bilirim ki annem evde değildir. Çünkü annem ve terliği, bizim ev sınırları içerisinde asla birbirinden ayrı olmaz. Annem uzak bir yerlere gittiğinde, onun boş kalmış terliğini gördüğümde daha bir çok özlerim onu. Belki de o şiir bu yüzden beni bu kadar etkiliyor, çünkü çok gerçeğe yakın benim için.

Son on gündür vaktim ayakkabı hakkında en fazla bilgiyi öğrenmeye çalışmakla geçiyor. Şimdiye kadar ayakkabı yapımını anlatan bir sürü kitap okudum ve fabrikayı, ar-ge'yi, orayı burayı gezdim. (Durmadan reklam hakkında konuşurken birden ayakkabıya dönmemin sebebi budur, kaptırdım yine.) Bugün nedense elim hep "ayakkabı kültürü"ne gidiyor. Bin yıllardır ayakkabıya yüklenen anlamı öğrendikçe ağzım açık kalıyor. Sonra dönüp, kendime, çevremdekilere bakııyorum. Herkes farkında olmasa da çok önemli bir anlamı var aykkabının. Bunları daha sonra anlatırım. Ama on dakika içinde tam 27 tane, içinde 'shoes' sözcüğü geçen şarkı buldum desem yeter sanırım. (Bu arada ablamın mail attığı, Nancy Sinatra'nın, daha sonradan Jessica Simpson'ın coverladığı These Boots are Made for Walkin' şarkısını dinlemenizi tavsiye ederim sayın evahalipisi.)

Biraz dağınık bir yazı oldu. Kafam da öyle olduğundandır. Kısa sürede sıfırdan başlayarak çok fazla şey öğrenmk, sonrasında bir kafa toparlamasını şart kılıyor. Bebeklerin salak gibi olmalarını hoş görmek gerek. :)