15 Haziran 2006

Gagası gagası, o martının gagası!


Martı dediğin güzel kuştur. Deniz manzaralarının vazgeçilmez parçasıdır. İstanbul'u denizsiz ve martısız hayal etmek zor. Ama gel gör ki bu martı, yakından bakıldığında çok korkunç bir hayvan. Bir kere çok büyük, tavukla hindi arasında bir yer edinmiş kendine. Kuş dememek gerek. Çünkü kuş deyince insanın aklına ufak tefek, en azından salak ve sevimli bir şey geliyor. Bunun, üstün eüstlük, kocaman da bir gagası var. Vapurlarda sevecen anne-babalar çocuklarına simit alıp martılara parça parça attırıyorlar. Ben olsam çocuğuma bunu yapmazdım. Bir kuşun bu kadar aç gözlü agresif olduğunu görmek hayvan sevgisine zarar verebilir. Simitleri bir hışımla havada kapıp, aynı anda birbirleriyle kavga edebiliyorlar. Elini uzatsan elini kapar bu manyaklar. Ah, hele bir de sesleri yok mu! Ay çok korkunç be.

Şimdi durup dururken neden bu kadar gıcık oldum martı kuşuna diye merak ediyorsunuzdur. İstanbul'a geldiğimden beri hafif bir gıcıklık birikme durumu vardı bünyede. Yine de belki sevdirirler kendilerini diye bekliyordum. Ama iki gün önce olanlar oldu. Boş bir vaktimde, derneğin kullanılmayan terasına biraz manzara seyretmek için çıkmıştım. Çıktıktan yaklaşık 28 saniye sonra tam tepemde bir kahkaha sesi duydum. Kafamı bir kaldırdım, martının teki saldırı pozisyonu almış hızla bana doğru geliyor! Ödüm koptu tabi ki ve kapıya doğru koşmaya başladım. O da arkamdan geliyor. Hızla içeri girdim, kapıyı kapattım. Hala kapının önünde bir o yana bir bu yana bağıra bağıra uçuyor pis! Beni yiyecek miydi ne yapacaktı bilmiyorum artık. Bak aklıma geldi yine, kodumun hayvanı! :)

Tamam, uzaktan güzel görünüyorlar, beyaz beyaz. Ama çok çirkin bir kuş martı. Şimdiye kadar simit atmadım, bundan sonra da atmam! Çatılarda buldukları kızları yesinler, madem o kadar canları istiyor. Di mi ya? Tabi yaa..:)

3 yorum:

  1. Martılar..yemez..bu yazımı kendi siteme de koyuyorum.okey mi..cok begebdim valla kndimi..
    martılar mar tı lar mırıl mırıl hayvancıklardır.beyaz beyaz tüylerle dolu kanatları onların en sempatik organlarıdır.bu beyaz tüyleri bir an olsun siyaha boyasak kargadan cokfarkları kalmazdı.hele o kanatlarını öküz gibi böyle açmaları yokmu.hem kendilerine olan güvenlerini gösterirler.hem de istranbul semalarında resim çizenler için ufak bir dalga çizgisiyle güzel bir süsleme araçlarıdr.bak şöyle.... diyemiyorum..bi gün klavyede daha iyi bi araç icat edilerse -bu işlevi gören- onunla gösteririm.
    martılardan niye korkuyorsun ki.onlar o beeyazlıklarıyla ister noel babaya benzet ister türbeden cıkmışta istanbul sokaklarında ne tür günahlar işleniyor diye geziye cıkmış bir dervişe bezet insanda hem böyle yarım bir umut sadagat güven gibi hisler uyandırır.

    Ancak sana katıldıgım yerlerde var.mesela martı gerçekten çirkin bir surata sahiptir.Bu çirkinlik aşağı dogru kıvrılan gaga ucunda temerküz eder.adeta bi bebek çükü gibidir.hem de heykel gibi sert.anlamsızdır anlıyacağın.
    aslında martılar bir açıdan da duygu yüklü yaratıklardır.oldukça kıskançtırlar.terkedilmeye dayanamzlar.anlamsız gibi gelen bakışlarının altında yatan ana etken yarı sizofren ruh halleridir.mütemadiyen aşk şarkıları dinlerler.bar ve lokanta önlerinde birikmelerini ana sebeidir bu.yani karmaşık ruh haletleri istanbulun bir şehir olarak karmaşıklığını dayansıtır desek abartmış olmamalıyız.özellikle aşk şarkılarında ve düş sokağının melodilerinde yer almalrının başka başka nedenleri vardır.murat yılmaz yıldırıma bu hain yaratıklar hger gün üç öğün balık varmektedirler.yan öylemi balık olur bunlar.ne bileyim adamı ta doyuran.en iyi,bogazın en fiyakalı balıklarını en taze istavritleri bizim düş sokağı yemektedir.ayreten kayahan,rammstein,placebo gbi sanatçılarla ilişkileri varmış.benden duymamış ol.çünkü bildiğini anlarlarsa konseyin kararlarına aykırılıktan yersin gagyı.ona göre.
    Bİr de belki de bir hayır vardır yaptıklarında..ne bileyim belki de seni sevmiştir.belki senden hoşlanmıştır da başka birine bakmanı çekememiştir.belki bir kan davasında kardeşi yerine intikamını senden alıyordur.
    kimblir belki dost canlısdırlar.....

    YanıtlaSil
  2. Martılar, martılar....
    Kuzi bir İzmir gülü olarak martılara bayılırım.
    Ancak...
    Asagıda arkadasın belirttigi gibi martıların küsecegini dusunmuyorum. Hatta yapılan karga benzetmesini de biraz kınıyorum çünkü karga dedigin kuş aslında o kadar da cirkin degildir. Ayrıca arka kanadında mavi-yesil bir renk vardır ki o rengi baska yerlerde gormek cok ama cok zordur. Kinine ya da nefretine gelince insan ırkı kendine benzeyen hiçbir hayvanı ya da yaratıgı sevememistir zaten. Bkz: İnsanların maymunlara karsı olan korkusu.
    Saldırma işinde haklısın eçen de benim bir arkadasa dogru ucmuslar ki sorma. Kafasını egip kurtarmıs.
    Ancak martısız bir İzmir dusunemiyorum. Aynı martısız bir İstanbul olmayacagı gibi.

    Ankara neden sevilmezin cevabı da bu aslında :)

    YanıtlaSil
  3. Oy oy, hayvan düşmanı değilim ben. Kin nefret nedir bilmem, ehe. Sizin kafanıza doğru saldırı hamlesi yapan bir martı hiç olmamış belli ki, benim oldu:)
    Yoksa uçsunlar deniz üzerinde, fotoğraflarını çekerim. Resmini bile yaparım. Ama durup dururken saldırması da neyin nesi? Ben birşey yapmadım ki ona. Benim bildiğim hayvanlar bir tehdit hisettiklerinde saldırırlar. Manzarayı hayranlıkla seyrederken, denizi kapıp Ankara'ya götüreceğimi zannetti heralde, gerçi elimde olsa yapardım:)

    YanıtlaSil