25 Ağustos 2006

Tartışma anında karizma kurtarmak

Birkaç gündür bloğunu takip ettiğim Ersan Taşçı'nın 'Bileği bükülmez olmanın altın kuralları' adlı yazısını okudum az önce. İçgörüsü sağlam bir yazı olmuş, keşke bu kadar kısa olmasaymış :)

Eminim herkes hayatında en az 4 kez tartışma esnasında 'hek hük' diye kalmıştır. Benim kalmışlığım vardır. Bir de, artık konuşmaktan yorulduysam veya karşımdakinin hakikaten -o konuda- ancak bir odun kadar esnek olduğunu anladıysam susmayı tercih ederim. Bence en iyisi bu. Ne gerek var gırtlak patlatmaya. Tartışmayı gerçekten bilen/becerebilen, aynı zamnda fikirleri kafasında taşlaşıp yosun bağlamaya başlamamış biriyle tartışmak kadar zevklisi de yoktur tabi.

Böyle dediğime bakmayın. İçten içten karşımdaki odunu ikna edinceye kadar usanmadan tartışabilen biri olmayı istemişimdir hep.

Amaaan, hiç uğraşamam :)

2 yorum:

  1. en son tartıştığım reklam yazarının delirerek üstüme yürümesinden biliyorum ki ben yenilmez bir tartışma gladyatörüyüm:) benim hiçbir şey umrumda olmadığı için çok sakin kalabiliyorum ve bu karşımdakini delirtmeye yetiyor... yazdığım kadar başarılı bir konuşmacı değilim ancak kelimeleri seçmeyi iyi başarıyorum... ve bir tartışmada altın kural, tanıklık göstermektir... öyle değil mi, siz de öyle düşünmüyor musunuz, allah aşkına kim haklı vs . gibi:)

    bilmediğim konularda tartışmaya girmekten itinayla kaçınırım ama konu ilgi alanım dahilindeyse churcill'i bile o savaş meydanına ekerim...:)

    yine de kimseyle tartışmamak en iyisi, bir yerden sonra çok sıkıcı olabiliyor...

    not: tartıştığım ve benden büyük olan reklam yazarı, şirkete ya o ya ben diye rest çekerken "bu adamı benim yanıma koymayın, gönderin size müşteri kazandırsın" demişti:) sonuç mu? o gönderildi, bense seçim benden yana olmasına rağmen daha iyi bir yere geçtim... bu da başka bir altın kural, birilerinin önünde büyük tartışmalar yaşadıysan orada kalmayacaksın çünkü bir ikincisi yaşanırsa es keza, sen haklı olsan bile haksız duruma düşersin...

    ne dersiniz deniz hanım, bu görüşlere bir blog açılır mı:)

    YanıtlaSil
  2. ben de şunu eklemek istiyorum..ben uslanmaz he he ciyim(uslanmaz heheci olmak)(yüksek ziraat mühendisi gibi)(oğlumuz ne iş yapıyor uslanmaz bir hehecidir kendisi)(alpay erdem)(bkz:kendini mizah dergilerine fazla kaptırıp beyninin yüzde 60ını bunlarla doldurmanın zararları) nese efendim ben tartışma esnasında inanılmaz derecede "evet abi" "aslında haklısın dayıoğlu""akşam nereye gidek yaa""olm para yok bende biraları sen çek bugün" "yaa onu boşverde kızlar için tipten çok çene önemli be abi" gibi tartışmayı tamamen farklı kulvarlara benim tartışmada öne çıkçağım bir kulvara(yukarda yazdıklarım benim için birer tartışma konusudur) çekerek rakibimi bu kendi çektiğim kulvarda ekarte ederim..kafası karışmış ve gardı düşmüş olan rakibimi ilk tartışmamıza geri dönerek ordada hiç bişey demesine mahal vermeden işini bitiririm.. işte ben buyum bütün sırlarımı açıkladım...

    ve yazımı örnek bir tartışma dialoguyla sonlandırmak istiyorum..

    ayı arkadaş: aa
    ben:ben

    aa : yiğit hasanın sana selamı var
    ben:ve aleyküm vesselam
    aa :hangi hasan olduğunu biliyomusun
    ben:biliyorum
    aa :hangi hasan
    ben:florasan puhahahhaaa

    YanıtlaSil